[ Ana Sayfa | Bilimsel Kurul | Dergi Hakkında | Son Sayı | Arşiv | Formlar | Yayın Arama | Yazarlara Bilgi | Duyurular | E-Posta ]
2010, Cilt 32, Sayı 2, Sayfa(lar) 097-102
[ İçindekiler ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ PubMed'deki Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
Üst Üriner Sistem Ürotelyal Tümörlerinde Prognoza Etki Eden Faktörler: 15 Yıllık Klinik Deneyimimiz
Abdullah Demirtaş, Nurettin Şahin, Oğuz Ekmekçioğlu, Mustafa Sofikerim, Atila Tatlışen
Department of Urology Erciyes University Medical School, Kayseri, Turkey
Anahtar Kelimeler: Böbrek Pelvisi; Prognoz; Transizyonel hicreli karsinom; Üreter
Özet
Amaç: Bu çalışma ile kliniğimizde son 15 yılda üst üriner sistem ürotelyal tümörlü olguların geriye dönük onkolojik sonuçlarının incelenmesi ve prognoza etkiyen faktörlerin belirlenmesi amaçlanmıştır.

Gereç ve Yöntem: Ocak 1992- Aralık 2006 tarihleri arasında kliniğimize başvuran 32 olgunun kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Kayıtlardan yaş, başvuru şikâyeti, tümör lokalizasyonu, tümör derecesi, tümör evresi, uygulanan tedavi seçeneği, takip süresi, tümör nüks süresi parametreleri incelendi.

Bulgular: Olguların yaşları ortanca 60 (30-82 yıl), ortanca takip süresi 23 ay (3-118 ay), kadın erkek oranı yaklaşık 1/10 idi. On dört olguda (%44) (%43,75) takipte mesane tümörü gelişti. Yirmi iki olguda (%69) (%68,75) düşük dereceli, 10 olguda (%31) (%31,25) yüksek dereceli, 14 olguda (%44) (%43,75)Ta, beş olguda (%16) (%15,63) T1, altı olguda (%18) (%18,75) T2, beş olguda (%16) (%15,63) T3, iki olguda (%6) (%6,26) T4 evresinde tümör varlığı tespit edildi. Yedi olgu (%22) (%21,88) halen hayatta olup ortanca takip süresi 39 aydı (11-118 ay). Ortanca takip süresi 24 ay (0,5-56 ay) olan 19 olgu (%60) (%59,38) hastalık nedeni ile kaybedildi Tümör evresi ile sağ kalım süresi arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki varken, tümör derecesi ile sağ kalım süresi arasında anlamlı ilişki bulunmadı.

Sonuç: Üst üriner sistem epitelyal tümörleri için en önemli prognostik faktör tümör evresi olarak değerlendirildi.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Giriş
    Üst üriner sistem epitelyal tümörleri oldukça nadirdir1. Renal pelvis tümörleri, tüm renal tümörlerin %10'unu ve tüm ürotelyal tümörlerin % 5'ini oluşturur. Üreter tümörleri, renal pelvis tümörlerinin dörtte biri oranında görülür1-3. Etiyolojide yaş, cinsiyet, ırkın yanı sıra risk faktörlerinin en önemlisi sigaradır1. İki taraflı tutulum (eşzamanlı ya da farklı zamanda) sporadik üst üriner sistem ürotelyal karsinomunun %2-5'inde görülür4. Mesane tümörlü hastaların %2-4'ünde üst üriner sistem tümörü gelişir5. Buna karşılık üst üriner sistem tümörlü hastaların %25-75'inde bir noktada mesane tümörü bulunur6. Üreter tümörleri en sık alt üreterlerde, en az üst üreterlerde görülür7. Üst üriner sistem tümörleri böbrek parankimi ve çevre dokulara direkt invazyon, epitelyal dökülme, lenfatik ve hematojen yolla yayılım gösterir1,4. Görüntüleme yöntemleriyle saptanan en sık bulgu dolum defektidir. Renal pelvis tümörlerinin yaklaşık %85'i papiller tümörlerdir. Çoğunluğu invaziv olmayan mesane tümörlerinin aksine renal pelvis tümörlerinin %50-60 kadarı invazivdir. Üreter tümörlerinin %55-75 kadarı düşük dereceli ve evreli tümörlerdir9. Üst üriner sistem tümörlü hastaların çoğu 60-70'li yaşlardadır ve genellikle mesane tümörlü hastalardan daha yaşlıdırlar10.

    Nefroüreterektomi çoğu üst üriner sistem tümörleri için tercih edilen tedavi seçeneği olmaya devam etmektedir. Bu teknik nefrektomi ve aynı taraf üreterle birlikte 2 cm çapında mesane bölümünün çıkarılması anlamına gelir. Ancak tek böbrek, iki taraflı tümör varlığı, ya da renal yetmezlik durumlarında konservatif tedavi endikasyonu vardır. Tümör derece, evre ve çok odaklılığı konservatif tedavi başarısını etkilemektedir11. Konservatif tedavi sonrası aynı taraf üst üriner sistem tümörlerinde nüks, olguların %35-55'inde görülür1,4,12,13.

    Üst üriner sistem tümörlerinde endoskopik tedavi sonrası mesane tümörlerindeki uygulamalara benzer şekilde Mitomycin C and Bacillus Calmette Guerin, Thiotepa gibi ilâçlar uygulanmıştır. Sistemik kemoterapide, sisplatin tabanlı kemoterapiyle mesane ürotelyal tümörlerine benzer sonuçlar elde edilmiştir11.

    Bu çalışmada kliniğimizde son 15 yılda üst üriner sistem ürotelyal tümörlü olguların geriye dönük onkolojik sonuçlarının incelenmesini amaçladık.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Materyal ve Metot
    Ocak 1992- Aralık 2006 yılları arasında kliniğimize başvuran 42 üst üriner sistem tümörlü olgunun kayıtları geriye dönük olarak incelendi. Kırk iki olgudan 32'sinin bilgilerine tam olarak ulaşıldı. Tanıda; olgular şikayeti, fizik muayene bulguları, laboratuar testleri, intravenöz ürografi bulguları, ultrasonografi ve bilgisayarlı tomografi bulguları ile değerlendirildi. Tüm olgulara sistoskopi rutin olarak yapıldı ve mesane tümörü olup olmadığı araştırıldı, aynı seansta üreterlerden selektif sitoloji alınıp incelendi. Seçilmiş vakalarda üreteroskopi yapılıp doku tanısı konuldu. Endoskopik olarak alınan dokuların patolojik incelemesi ve tomografi ile klinik evreleme yapılıp tedavisi planlandı. Kayıtlardan yaş, cinsiyet, başvuru şikâyeti, tümör lokalizasyonu, eş zamanlı mesane tümörü varlığı, tümör derecesi, tümör evresi, uygulanan tedavi seçeneği, takip süresi, hastalıksız sağ kalım süresi, tümör rekürrens süresi parametreleri incelendi. Tümör evresi TNM (Tümör, Nodül, Metastaz) sınıflamasına göre yapıldı14. Kaplan- Meier yöntemi ile sağ kalım analizi yapıldı. Tümör evrelerine göre sağ kalım olasılıklarını karşılaştırmak için Log Rank testi kullanıldı.
  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Bulgular
    Olguların yaşları ortanca 60 (30- 82 yıl), ortanca takip süresi 23 ay (3-118 ay), kadın erkek oranı 0,103 olarak bulundu. %40'ı tanı anında 6. dekattaydı. Olguların klinik özellikleri ve başvuru şikâyetleri Tablo I'de özetlenmiştir. Olguların %79'unda başvuru anında hematüri ve böğür ağrısı şikâyeti, beş (%16) olguda mesane tümörü hikâyesi vardı. On dört (%44) olguda takipte mesane tümörü gelişti. Primer tümör lokalizasyonuna bakıldığında 12 (%38) olguda renal pelvis, altı (%18) olguda alt üreter ve 14 (%44) olguda da çok odaklı tümör varlığı tespit edildi. Tümör varlığının renal ünitelere göre dağılımına bakıldığında 17 (%53) olguda sağ renal ünitede, 15 (%47) olguda sol renal ünitede ve bir (%3) olguda takiplerde karşı tarafta tümör tespit edildi.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo I: Olguların klinik özellikleri ve başvuru Şikâyetleri.

    Olguların tümör derece ve evre dağılımı Tablo II'de özetlenmiştir. Yirmi iki olguda (%69 (%68,75) düşük dereceli, 10 (%32) (%31,25) olguda yüksek dereceli tümör varlığı tespit edildi. Tümör evresine bakıldığında 14 (%44) (%43,75) olgu Ta, beş (%16) (%15,63) olgu T1, altı (%18) (%18,75) olgu T2, beş (%16) (%15,62) olgu T3, iki (%6) (%6,26) olgu T4 evresindeydi. Primer patolojisi T1 olan bir olguda (%3) (%3,13) aynı zamanda karsinoma insitu (Tis) varlığı tespit edildi.


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo II: Olguların tümör derece ve evre dağılımı.

    Olguların yedisi (%22) (%21,88) olgu halen hayattadır. Ortanca takip süresi 39 ay (11-118 ay, hayatta kalan hastaların takip süreleridir), olan altı (%18) olgu çeşitli medikal nedenlerden (2 olgu akciğer hastalığı, 1 olgu kalp hastalığı, 3 olgu ölüm nedeni tam olarak bilinmiyor), ortanca takip süresi 24 ay (0,5-56 ay) olan 19 (%60) olgu ise hastalığa bağlı nedenlerden kaybedildi. Olguların yaşam süresi ve evre ilişkisi Kaplan-Meier eğrisi ile gösterildi (Şekil 1). Sağ kalım süresi açısından tümör evreleri arasında istatistiksel olarak anlamlı fark varken, tümör derecesi ile sağ kalım süresi arasında anlamlı ilişki yoktu (Tablo III). Yüzeyel tümörlerde invaziv tümörlere göre yaşam süresi belirgin şekilde daha uzun bulundu [sırasıyla ortanca 55 ay (14-118 ay), 13 ay (0,5-24 ay), p<0,05].


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Şekil 1: Tümör evresine göre sağ kalım eğrileri (p<0,05)


    Büyütmek İçin Tıklayın
    Tablo III: Tümör evre ve derecesinin sağ kalım üzerine etkisi.

    Bir (%3) olguda ikinci primer over kanseri 50. ayda tespit edildi. Halen yaşayan primer patolojisi T1 ve aynı zamanda karsinoma insitu (Tis) olan bir olguda 24. ayda karşı taraf üreter alt kısımda tek odak, 2 cm büyüklüğünde tümör tespit edildi. Bu olguya distal üreterektomi, Boari flep ve psoas hitch ameliyatı yapıldı ve 14 ay hastalıksız takip edildi. Primer lenf nodu metastazı olan sekiz (%25) olgu ve takiplerde uzak organ metastazı tespit edilen dokuz (%28) olguya kemoterapi, lokal nüks olan iki (%6) olguya ek olarak radyoterapi uygulandı. On beş (%47) olguda rekürrens tespit edildi [14 (%44) olguda mesane, bir (%3) olguda tek odak karşı taraf üreter alt kısım]. Rekürrens süresi ortanca 13 ay (4-84 ay) olarak tespit edildi.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Tartışma
    Üst üriner sistem tümörlerinin standart tedavisi olarak hala mesaneden parça çıkarılmasını da içeren radikal nefroüreterektomi önerilmektedir. Çünkü bu tümörlerin yüksek oranda çok odaklı olması, aynı taraflı rekürrens riskinin yüksek olması, anatomik olarak üst üriner sistem duvarının ince olması nedeniyle erken evrede lokal invazyon ve metastaza yol açabilmesi gibi risk faktörleri dikkate alınmaktadır. Son yıllarda endoskopik teknolojilerde ve perkütan girişimlerdeki gelişmelerle üst üriner sistem tümörleri için organ koruyucu yaklaşımlar artan oranda kabul görmeye başlamıştır. Bununla birlikte organ koruyucu tedavi yöntemleri düşük evre ve dereceli tümörlerde önerilmektedir. Yüksek evre ve derecedeki tümörlerde radikal nefroüreterektomi halen standart tedavi olarak yerini korumaktadır15-19.

    Bu çalışmada pelvis renalis lokalizasyonunda tümör tespit edilen 12 olguda (%38) cerrahî teknik20 olarak önce litotomi pozisyonunda üreter orifisi transüretral rezeksiyon ile kesilip üretral kateter yerleştirildikten sonra flank pozisyonda tek insizyonla ekstraplevral, ekstraperitoneal olarak radikal nefroüreterektomi yapıldı. Diğer yirmi olguya (%62) iki insizyonla (böbrek ve Gibson) mesaneden ekstravezikal yaklaşımla parça çıkarılarak ekstraplevral, ekstraperitoneal olarak radikal nefroüreterektomi yapıldı. On iki olgudan üçünde (%9) patolojik spesmende lenf nodu pozitif idi, kemoterapi tedavisi uygulandı. On iki olgunun hiçbirinde lokal nüks olmadı. Beş (%41) olguda mesane rekürrensi tespit edildi, transüretral rezeksiyon ve intrakaviter tedavi uygulandı. Rekürrens gösteren olguların patolojik evre ve dereceleri primer tümör evre ve derecesiyle koreleydi. İki insizyon ile radikal nefroüretrektomi yapılan 20 olgunun beşinde (%16) lenf nodu pozitif idi; kemoterapi tedavisi uygulandı. Yirmi olgudan evre T4 olan ikisinde lokal nüks tespit edildi; radyoterapi tedavisi uygulandı. Yirmi olgudan onunda (%50) rekürrens tespit edildi. Mesane rekürrensi olan dokuz olguya transüretral rezeksiyon ve intrakaviter tedavi uygulandı. Karşı taraf üreter alt kısımda rekürrens olan bir olguya distal üreterektomi, Boari flep ve psoas hitch ameliyatı yapıldı. Her iki cerrahi teknik lokal nüks ve rekürrens açısından karşılaştırıldığında istatistiksel olarak anlamlı fark bulunmadı. Bu sonuç lokal nüks ve rekürrens oranının uygulanan cerrahî teknikten ziyade primer tümörün evre ve derecesiyle ilişkili olabileceğini düşündürmektedir.

    İki taraflı tutulum (eş zamanlı ya da farklı zamanda) sporadik üst üriner sistem ürotelyal karsinomlarının %2-5'inde görülür4. Bu çalışmada bir (%3) olguda farklı zamanda iki taraflı üst üriner sistem ürotelyal karsinomu tespit edildi. Üst üriner sistem ürotelyal karsinomu için kadın erkek oranı literatürde 1/ 2,5 iken1 bu çalışmada kadın erkek oranı 1/10 olarak bulundu. Bu durum coğrafî farklılıktan, yaşam tarzından ya da genetik nedenlerden kaynaklanıyor olabilir. Kliniğimizde daha önceki yıllarda yapılan mesane ürotelyal karsininomlu 497 olguluk çalışmada kadın erkek oranı 1/6,9 bulunmuştu21.

    Mesane tümörlü hastaların %2-4'ünde üst üriner sistem tümörü gelişir5. Bu çalışmada mesane tümörü hikâyesi olan beş (%16) olguda takiplerde üst üriner sistem tümörü tespit edildi. Bu oran normal popülasyona göre yüksek bulundu. Ancak Shinka ve arkadaşlarının mesleki mesane kanseriyle ilgili çalışmalarında mesane tümörü olan olgularda üst üriner sistemde %13 oranında tümör tespit etmişlerdir22. Bu çalışmada oranın yüksek bulunmasının sebebi olgu sayısının azlığından ve coğrafî özelliklerden kaynaklanıyor olabilir. Buna karşılık üst üriner sistem tümörlü hastalarda %25-75'inde bir noktada mesane tümörü bulunur6. Bu çalışmada 14 (%44) olguda takiplerde mesane tümörü tespit edildi, bu oranın literatür ile uyumlu olduğu görüldü.

    Üst üriner sistem ürotelyal karsinomlarının prognosunu belirlemek için yapılan çok sayıda araştırma mevcuttur. Çalışmaların çoğunda hastalıksız sağ kalım ile tümör evre ve derecesi arasında yakın bir ilişki bulunmuştur23-25. Bu çalışmada tümör evresi ile sağ kalım arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunurken, tümör derecesi ile sağ kalım arasında istatistiksel olarak anlamlı ilişki bulunamadı. Benzer şekilde Ataus ve arkadaşlarının yaptığı 22 olguluk çalışmada tümör evresi ile sağ kalım arasında anlamlı ilişki bulunurken tümör derecesi ile sağ kalım arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır26. Hall ve arkadaşlarının yaptığı 252 olguluk çalışmada tümör evresi ile sağ kalım arasında anlamlı ilişki bulunurken, tümör derecesi ile sağ kalım arasında anlamlı ilişki bulunamamıştır. Aynı çalışmada beş yıllık hastalıksız sağ kalım Ta ve Tis tümörlerde %100 iken T4 tümörlerde ortalama sağ kalım altı ay olarak bulunmuştur15. Bu çalışmada birinci yılda sağ kalım yüzeyel tümörler için %42, invaziv tümörler için %13 bulundu. Yüzeyel tümörlerde sağ kalım ortanca 55 ay iken, invaziv tümörler için ortanca 13 ay bulundu, bu istatistiksel olarak anlamlıydı.

    Sonuç olarak üst üriner sistem ürotelyal karsinomu için en önemli prognostik faktör olarak tümör evresi saptandı. Bu çalışmada her ne kadar tümör derecesi ile prognoz arasında istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki bulunamadıysa da bu durum olgu sayısının azlığından kaynaklanıyor olabilir. Üst üriner sistem ürotelyal tümörleri için radikal nefroüreterektomi halen en uygun tedavi seçeneği olmaya devam etmektedir. Renal pelviste lokalize ürotelyal tümörlerde iki insizyona gerek kalmadan önce sistoskopik olarak üreter orifisinin kesilmesinin bu çalışmada lokal nüksü artıran bir risk faktörü olmadığı tespit edildi. Bu yöntem ameliyat morbiditesini ve süresini azaltmak için seçilmiş olgularda uygulanabilecek bir yöntem olarak gözükmektedir.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • Kaynaklar

    1) Messing EM. Urothelial tumors of the urinary tract. In: Walsh PC, Retik AB, Vaughan ED, Wein AJ, editors. Campbell's Urology 8. th edition. Philadelphia: WB Saunders; 2002. p. 2732–2784.

    2) Fraley EE. Cancer of the renal pelvis. In: Skinner DG, deKernion, JB, editors. Genitourinary Cancer. Philadelphia: WB Saunders; 1978. p.134.

    3) Huben RP, Mounzer AM, Murphy GP. Tumor grade and stage as prognostic variables in upper tract urothelial tumors. Cancer 1988; 62:2016-2020.

    4) Babaian RJ, Johnson DE. Primary carcinoma of the ureter. J Urol 1980; 123:357-359.

    5) Oldbring J, Glifberg I, Mikulowski P, Hellsten S. Carcinoma of the renal pelvis and ureter following bladder carcinoma: Frequency, risk factors and clinicopathological findings. J Urol 1989; 141:1311-1313.

    6) Miyake H, Hara I, Arakawa S, Kamidono S. A clinical pathological study of bladder cancer associated with upper urinary tract cancer. BJU International 2000; 85:37-41.

    7) Anderstrom C, Johansson SL, Pettersson S, Wahlqvist L.. Carcinoma of the ureter: A clinicopathologic study of 49 cases. J Urol 1989; 142:280-283.

    8) Jitsukawa S, Nakamura K, Nakayama M, Osawa A,ÊMatsui K. Transitional cell carcinoma of kidney extending into renal vein and inferior vena cava. Urology 1985; 25:310-312.

    9) Sagalowsky AI, Jarret TW. Urothelial tumors of the urinary tract. In: Walsh PC, Retik AB, Vaughan ED, Wein AJ, editors. Campbell's Urology. 8th edition. Philadelphia: WB Saunders ; 2002. p.2845–2875.

    10) Melamed MR, Reuter VE. Pathology and staging of urothelial tumors of the kidney and ureter. Urol Clin North Am 1993; 20:333-347.

    11) Goh M, Montie JE, and Wolf JS.Jr. Urothelıal carcınoma of the upper urınary tract. In: Gillenwater JY, Howards SS, Grayhack JT, Mitchell ME, editors. Adult and Pediatric Urology. 4th edition. Philadelphia: Lippincott Williams & Wilkins; 2002. p.641–658.

    12) McCarron JP, Mills C, Vaughn ED Jr. Tumors of the renal pelvis and ureter: current concepts and management. Semin Urol 1983; 1:75-81.

    13) Mazeman E. Tumors of the upper urinary tract calyces, renal pelvis, and ureter. Eur Urol 1976; 2:120-126.

    14) Sobin LH and Wittekind C, editors. Union Internationale Contre le Cancer. TNM Classification of Malignant Tumours, 6th ed. Willey-Liss: New York: 2002. p. 199–202.

    15) Hall MC, Womack S, Sagalowsky AI, Carmody T, Erickstad MD, Roehrborn CG. Prognostic factors, recurrence, and survival in transitional cell carcinoma of the upper urinary tract: a 30-year experience in 252 patients. Urology 1998; 52: 594–601.

    16) Murphy DM, Zincke H, Furlow WL. Primary grade 1 transitional cell carcinoma of the renal pelvis and ureter. J Urol 1980; 123: 629–631.

    17) Ziegelbaum M, Novick AC, Streem SB, Montie JE, Pontes JE, Straffon RA. Conservative surgery for transitional cell carcinoma of the renal pelvis. J Urol 1987; 138: 1146–1149.

    18) Martinez-Pineiro JA, Garcia Matres MJ, Martinez- Pineiro L. Endourological treatment of upper tract urothelial carcinomas: Analysis of a series of 59 tumors. J Urol 1996; 156: 377–385.

    19) Gümüş E, Horasanlı K, Tanrıverdi O, ve ark. Üst üriner sistem ürotelyal tümörlerinde 10 yıllık klinik deneyimimiz. Türk Üroloji Dergisi 2004; 30: 160–165.

    20) Erözenci A, Ataus S. Pelvis renalis ve üreter tümörleri: Anafarta K, Bedük Y, Arıkan N editörler. Temel Üroloji. 3. baskı. Güneş Kitabevleri: Ankara; 2007. s. 722–725.

    21) Ekmekçioğlu O, Demirci D, Tatlışen A. Değişici epitel hücreli mesane tümörlü olgularımız: yaş, cinsiyet ve tümör derecesi dağılımı. Türk Üroloji Dergisi 2001; 27:295–299.

    22) Shinka T,Uekado Y, Aoshi H, Hirano A, Ohkawa T. Occurrence of uroepithelial tumors of the upper urinary tract after the initial diagnosis of bladder cancer. J Urol 1988; 140:745–748.

    23) Keeley FX Jr, Bibbo M, Bagley DH. Ureteroscopic treatment and surveillance of upper urinary tract transitional cell carcinoma. J Urol 1997; 15:1560–1565.

    24) Badalament RA, O'Toole RV, Kenworthy P, et al. Prognostic factors in patients with primary transitional cell carcinoma of the upper urinary tract. J Urol 1990; 144:859–863.

    25) Corrado F, Ferri C, Mannini D, et al. Transitional cell carcinoma of the upper urinary tract: evaluation of prognostic factors by histopathology and flow cytometric analysis. J Urol 1991; 145:1159–1163.

    26) Ataus S, Onal B, Tunc B, et al. Factors affecting the survival of patients treated by standard nephroureterectomy for transitional cell carcinoma of the upper urinary tract. Int Urol and Neph 2006; 38:9–13.

  • Başa Dön
  • Özet
  • Giriş
  • Materyal ve Metot
  • Bulgular
  • Tartışma
  • Kaynaklar
  • [ Başa Dön ] [ Özet ] [ PDF ] [ Benzer Makaleler ] [ Yazara E-Posta ] [ Editöre E-Posta ]
    Gizlilik Politikası | İade, İptal, Garanti ve Teslimat Koşulları | İletişim Ziyaretçi sayısı: 289086 | 8 kişi online

    RSS Beslemeleri